Altın şehir Prag’da ilk gün

No Comments

Çek Cumhuriyeti’nin Başkenti Prag

Orta çağdan fırlamış gibi görünen Altın Şehir olarak da adlandırılan Prag, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti ve ülkenin de en büyük şehri. Yıllarca Şehirlerin Anası, Avrupanın Kalbi gibi isimlerle de tanımlanmış. Orta Avrupa’nın en büyük kentlerinden olan Prag yüzyıllarca tarih ve kültür merkezi olmuş. Bunun etkileri günümüzde hala görülmektedir. Öyle ki Hitler bombalamaya bile kıyamamış ve bu şehre dokunmamış.

Vltava Nehri’nin ortasından geçtiği şehir, köprüleri, kanalları, mistik havası, mimari eserleri ve orta çağ esintileri ile tanınıyor. UNESCO tarih mirası listesinde olan şehir, I. ve II. Dünya Savaşlarına şahitlik etmesine rağmen fazla zarar görmemiş. I. Dünya Savaşı sonrasında 1918 de Çekoslovakya’nın başkenti olan Prag, sanatında merkezi olmuş. 1989daki Kadife Devrim ile komünizm devri kapandıktan sonra, 1993 yılında ülke, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti olarak ayrılınca, Slovakya’nın başkenti Bratislava olurken, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag oluyor.

Akşam Dresden’den ayrıldıktan sonra, yaklaşık 2 saatlik tren yolculuğundan sonunda Prag’a gelişimiz biraz geç oldu. Direk kalacağımız yere geldik. Old town’da bir apartman dairesiydi. Ertesi günü tarihin ortasında konakladığımızı farkettik. Bookingcom’dan ayırttığımız yerin, bu kadar merkezi olduğunu tahmin edememiştik. Old Town Square Apartments, mutfaklı, 2 yatak odalı olan daire, dört kişi için çok idealdi ve evdeki rahatlığımızı sağladığı için adını veriyorum.

Gezilecek Yerler

Prag’ı gezmek için en az 2 güne ihtiyaç var. Kutna Hora ve Karlovy Vary gibi yakın yerler için ayrıca gün ayarlamanız gerekiyor. Biz 2 gün boyunca Prag’ın olmazsa olmazlarını gezebildik. Fazladan bir günümüzü de  Kemikli Kilise’yi çok görmek istediğimden Kutna Hora’ya ayırdık.

Old Town Square ( Staromestske namesti )

Sabah keyifle kahvaltı yaptıktan sonra, gezmeye ilk önce Prag’ın  kalbi ve en turistik meydan olan Old Town Square, Çek dilinde ‘Staromestske namesti’ olarak adlandırılan meydandan başladık. Farklı dönemlere ait yapıları, renkli binaları, keyifli sokakları ile kendinizi ortaçağda hissedebilirsiniz.

Meydan, Tyn kilisesi, , Jan Huss anıtı , Aziz Nikolas Kilisesi,Eski Belediye Sarayı ve Astronomik Saati ile UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunuyor. Meydan yıllarca pek çok olaya tanıklık etmiş. Taç giyme törenleri gibi görkemli olaylayların yanısıra ayaklanmalar, idamlar gibi trajik olaylar da burada gerçekleşmiş. 1422 yılında Prag vatandaşlarının lideri olan Jan Zelivsky burada idam edilmiş. İmparator Matthias’a karşı gelen 27 liderin idam edilmesi de 1621 yılında Old Town Meydanı’nda gerçekleştirilmiş. Old Town Belediye Binasında görülen 27 tane haç, bu acı olayı temsil ediyormuş.

Tyn Kilisesi

Kaldığımız yerdeki  sokaktan meydana çıktığımızda ilk gördüğümüz şehrin sembollerinden Tyn kilisesi oldu. Prag’ın en güzel kiliselerinden biri olarak görüllen  Tyn  kilisesi, bir masal kitabından fırlamış gibi hemen sizi kendine çeker.İçi barok tarzda olan kilisenin dışı ise Gotik mimarinin en güzel örneklerinden birisi olup, masalsı bir görüntüye sahip. Prag kentinde, eski şehir merkezinin tamamına hakim konumdaki bu güzel kilisenin inşaatı tam 85 yılda tamamlanmış. Protestan Kilisesi olan Tyn Church’un kuleleri 80 metre uzunluğunda ve kilisenin ön yüzünün üzerinde Hz.Meryem’in bir figürü bulunuyor (iki kule arasındaki üçgen kısım). Kilise, Jan Huss taraftarları olan Husçu’ların yani Protestanların Katolik Kilisesi tarafından öldürülerek susturulma çabalarının olduğu zor bir dönemde inşa edilmiş.

Jan Huss Anıtı

Meydanda bulunan , Jan Huss anıtı da hemen dikkatinizi çekecektir, herkes önünde fotoğraf çektirmeden gitmez. Jan Huss, reformcu bir papaz ve teolog, aynı zamanda da verdiği vaazlarda, esas otoritenin incil olduğunu, kilisenin reformdan geçmesi gerektiğini , ruhban sınıfının Tanrı adına söz söyleme yetkisinin olamayacağını ve herkesin kendi dilinde ibadet etmesi gerektiğini söylüyor. Halk tarafından da vaazlar ilgi görüyor.Bu vaazlar, Prag başpiskoposu tarafından duyulunca tutuklanıyor ve inkar etmesi isteniyor. İnkar etmeyince  Konstanz Konsili tarafından kitaplarıyla birlikte yakılıyor ve külleri Ren Nehri’ne dökülüyor. Bunun üzerine Jan Hus taraftarı halk ayaklanıyor, buna da Hussi hareketi deniyor. Heykel, Jan Hus’un yakılarak öldürülüşünün 500. senesi olan 1915’de dikilmiş. Jan Hus anısına dikilen heykelin alt kısmında “Gerçek er ya da geç ortaya çıkacaktır.” yazıyor.

Old Town Hall ( Eski Belediye Sarayı ) ve Astronomik Saat

Meydandaki diğer popüler yapı Old Town Hall ( Eski Belediye Sarayı ) ve Astronomik Saat. Saatin yapımına dair en bilinen rivayet, saat ustası Hanus tarafından yapıldığıdır. Aynı güzellikte başkasını yamasın diye Hanus’un gözleri kör edilmiş.. Hanus ise kendisine yapılan bu zulmün intikamını saati bozarak almış. 12 saat dilimiyle birlikte 12 burcun sembollerini de taşıyan Astronomik Saat’in asıl adı ise Orloj. Astronomik saatin iki yanında, ikişer tane kuklamsı heykelcik var. Elinde aynaya bakan figür, kibir ve kendini beğenmeyi, elinde para kesesi tutan cimri Yahudi figürü aç gözlülüğü, iskelet figürü ölümü, mandolin çalan Osmanlı figürü ise keyfi, eğlenceyi ve zevki sembolize ediyor. Şov sırasında 12 havari heykelleri saatin yukarısında bulunan pencereden geçiş yapıyor.

Yağmur, kar demeden insanlar saatin önünde bu şovu izlemek için bekliyorlar, şov da meydanın olmazsa olmazlarından turistik bir gösteri, alkışlarla bitiyor ve bir anda herkes dağılıyor.

Aziz Nikolas Kilisesi

Yeşil kubbesiyle şehrin en önemli barok kilisesi olan Aziz Nikolas Kilisesi, görülmeye değer  fresklerle  süslü küçük bir kilise. Kilisede, Mozart  tarafından da çalınmış 4000 borulu muhteşem bir org bulunuyor. Halk arasında kiliseye Düğün Pastası da deniliyor.

Charles Bridge (Karl Köprüsü )

Charles Bridge (Karl Köprüsü ), Prag’ın en ünlü köprüsü ve Vltava Nehri üstündeki en güzel yeri denilebilir. 14. ve 15. yüzyıllarda, 16 sütunlu olarak, gotik tarzda inşa edilen köprü, şehirdeki en eski köprüsüymüş. Eğer Prag’ın simgeleri hakkında konuşulacak olursa, muhtemelen Charles Köprüsü birinci sırada yer alacaktır. Vltava Nehri üzerinde kurulu bu mükemmel köprü, şehrin Stare Mesto (Eski Kent) ve Mala Strana (Küçük Mahalle) olarak adlandırılan en eski iki kıyısını birbirine bağlıyor.

Her iki tarafında bulunan kuleler, bir zamanlar gözetleme amacı ile kurulmuş olup, aslında köprünün bir zamanlar hem geçiş hem savunma amaçlı kullanıldığını da gösteriyor. Aynı zamanda köprüyü süsleyen 30 heykel ile son derece renkli bir sanat galerisi gibi görünüyor.

 

Köprüye girdikten sonra sağlı sollu olan heykellerin hepsinin fotoğrafını çekmek istiyorsunuz. Tabii ki buradakiler heykellerin orijinalleri değil replikaları. Ayrıca köprüde gösteri yapanlar, resim yapanlar, müzisyenler, karikatür çizenler, hediyelik yapıp satanlar daha daha pek çok şey ilginizi çekiyor. 516 metrelik köprüyü öyle bir çırpıda geçemiyorsunuz yani. Daha sonraları Prag adı geçtiğinde de ilk aklınıza bu köprü geliyor, benim öyle oluyor.

Prag sokaklarında gördüğümüz ve sıcak şarapla ayrıca güzel giden trdelnik. Şekerli bir hamur, sade yada nutellalı da yiyebilirsiniz.

Kampa Müzesi

Hava kararmaya başlamıştı ve Charles Bridge’in hemen yanında bulunan Kampa Müzesi’ndeydik. Günümüz sanatçılarının yanısıra, Çek, Slovak, Hırvat, Macar, Polonyalı sanatçıların resimlerine ve heykellerine de yer verilen müzenin, geç olduğundan içini göremedik, ama müze bahçesinde çok güzel heykeller vardı. 

Daha gezilecek çok yer var, gece oluyor. Ve yarın gezmeye devam…

Prag gece de her zaman ayrı güzel. Staromestske namesti ve müzisyenler…

 

 

Bir cevap yazın

Translate »
%d blogcu bunu beğendi: