Tayland’ın Başkenti Bangkok

No Comments

25 Ocak – Bangkok

Uzun bir yolculuktan sonra, son derece modern ve güzel bir havaalanı olan Bangkok Suvarnabhumi Havaalanına indik. Nihayet Tayland’ın Başkenti Bangkok’tayız. Tayland, Türk vatandaşlarına vize uygulamayan ülkeler arasında ve Türkler için de popüler bir ülke.

Havaalanının bu kadar uzun yolculuktan sonra diğer iyi tarafı ise pasaport kontrol çalışanlarıydı. Moskova pasaporttaki suratsız insanlar gitmiş, yerine güler yüzlü, akın akın ve kuyruğun arkası nerede dediğimiz kalabalığı karşılayan, yardımcı olmaya çalışan, Tayland insanı gelmişti. O kadar kalabalığın işini çabucak hallettiler ki sırada çok fazla beklemedik.

Havaalanında kur düşük olduğundan az miktarda $ bozduralım dedik. Taksiye ve acil ihtiyacımıza yetsin diye 50$ bozdurduk. 1$ = 30THB  ( 2015 ) bizde 1500 THB aldık. Biranda elimizde bir sürü para oldu.

Bavullarımızla çıkışa yöneldik. Dün  -10 derecede donarken, bugün 30 derecede biranda yaz geldi. Otele gitmek için taksiye yöneldik. Tayland’da taksiler kişi sayısına göre, biz 4 kişi olduğumuz için büyük taksiye bindik ve  Khaosan Road’daki otelimize doğru yollandık.Otel caddenin içinde olduğundan , odalarımıza yerleştikten sonra hemen dışarı çıktık.

Khaosan Road ve yemece

Caddede ve ara sokaklarda dolaştık. Yeni bir dünyaya gelmişiz gibi bir his yarattı, şaşkınlıkla etrafı izledik. O kadar çok şey okuduk ve dinledik ki, herşey gözümüze ilginç geldi. Herkes birşeyler satmak istiyor, yemek yememiz için çağırıyor, bizde sırayla onların tadına bakmak istiyoruz ama, zaten şaşkına dönmüş gibi nereden başlasak diye bakıyoruz. Nihayet oturup sebzeli ,deniz ürünlü ve tavuklu, yumurtalı, nodullarından yemeye karar verdik.

Tekrar dolaşmaya başladık. Akrep satanlardan bizim erkekler grubu birer tane aldılar ve çıtırdattılar, tadı güzelmiş, öyle dediler. Tanesi 60 Baht = 2 $. Böcükçülerin önünden geçerken de çekirgelerin tadına bakmak istediler. 10’lu poşetlerde satılıyormuş, aldılar. Onlar yedi, ama ben istemeyince, bana da cips gibi, ne olduğunu bilmesen yerdin denilince, tadına bakayım dedim.Yağlı cipsi daha çok andırıyor. Kocasısı birayla çerez niyetine iyi gider diye de yorum yaptı.

Ayaklarımızın ağrısı ve şişliği iyice rahatsız edince, Charlie’nin masaj salonunu es geçemedik. Hemen girip 1/2 saatlik ayak masajı yaptırdık. 120 baht =4 $ . Oradan hiç çıkmak istemedik, rahatlıkla 1 saat yaptırılırmış.

Herkesin ellerinde Hindistan cevizi vardı, tezgahlar renkli renkli meyvelerle doluydu, biz de kayıtsız kalamazdık tabii ki, dalalım dedik. Karpuz ve papaya, ikisi de muhteşemdi, ama hele ki karpuz, senelerdir tadını unuttuğum çocukluğumun karpuzunu yedim.

Dolaşa dolaşa acıkmaya başlayınca, gözüm pad thai yapanlara kaydı ve birkaç kişiyi inceledim. Sonunda görsel olarak yapışını beğendiğim birisinden aldım, zaten sonradan da abonesi olduk. Daha sonraki gelişlerimizde başkalarından da yedim, ama kesinlikle en güzel Pad thai yapan o. Pad thai, pirinç eriştesi, soya filizi, taze soğan, karides veya tavukla yapılan, özel soslu, isteğe bağlı yumurta, fıstık ve biberle tatlandırılan bir tay yemeği. Hem doyurucu, hem lezzetli, hem de ucuz. 40 -50 baht, içine koyulana göre değişiyor.

      

Daha sonra da otele yakın bir bara oturduk. Her yerde oraya özel biraları içmek istediğimizden Tayland’ın birası Leo’dan ısmarladık. Gecenin ilerleyen saatlerinde sandalyeler sokağın içine doğru iyice yayıldı, coşku artmaya başladı. Sokaktan geçenler de bu coşkuya katılmaya başladılar.

Bu keyifli geceyi yol yorgunluğu ve uykusuzluğun etkisiyle, ertesi günü de Pattaya’ya geçeceğimiz için 02:00 gibi kapatmak zorunda kaldık.

Bir cevap yazın

Translate »
%d blogcu bunu beğendi: